9.7.11

Sokrates dürüstülüğüne sahip olamadım hiç.

-Ne oldu?
-Hiç, boş boş otururm ben böyle arada.

Üzgünüm Sokrates; bir şeyi yaparken doğru ya da yanlış oluşunu, iyi bir insan olarak mı yoksa kötü bir insan olarak mı davrandığımı hiç bir zaman o anda hesaplayamadım. Geriye adımlar atıp kendimce yolculuğa çıkınca da bulunduğum davranışlara isyan etmem yeterli olamadı. Üstelik, bunların hiç birine gerek olmayışını öğrenebildiğim an'a kadar neler olup bittiğini oturup anımsamam da gerekti, bazen saatlerce. Bana kattıklarıyla değil, olduğu gibi yalnızca. Varabildiğim tek nokta ise her zaman vakitin akabilme gücüydü. 

Anıların her yerde bizi beklemekte olduklarını kavrayabilmem çok zaman almadı ama. Onlar hep ordaydı, bana düşen pay ise onları otobiyografilerimle süslememdi; basitce ve sakince. Seçtiklerim yalnızca... sadece istediklerim gözlerimi kapattıktan sonra benimle yolculuk yapabilme duruma geldiler bir süre sonra. Diğerlerini unutabildiğimden değil, Holmes sıfatına düşmek istemediğimden yalnızca. Ya da dürüstçe yüzleşmek istemediğim için hala...

Yine de,
kendimle süsleyebildiğim tüm anılar adına iyi ki diyorum. Ama belirtmeliyim ki: bir kez olsun sendeki dürüstlüğe sahip olamadım geride bıraktığım seneler boyunca. Buna rağmen gökyüzüne savrulan gülüşlerimin önüne geçilemedi tüm bu süreç boyunca. Bir de, geleceğe adanmış sözlerimin saklandığı mektuplarım da hala kitaplarımın arasında.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder