5.8.11

"sıradışı" olarak adlandırılan alışkanlıklara sahibim.

Thomas Edison'ı canlandırıyoruz şimdi hep birlikte: 
Yıl 1879.  
Masasının başında oturmuş bin bir heyecanla yeni buluşu üzerinde çalışmalar yapıyor. O da ne? Bir elektrik ampulü.

Şimdi bile insanın hayatını böylesine kolaylaştıran ışığın kıymeti, o dönemde olağanüstü bir şey gibi karşılanmıştır herkes tarafından. Biz de hayatımıza 'ışık saçan' bu icatın varlığını en iyi biçimde evlerimizde ani elektrik kesilmeleriyle anlıyabiliyoruz yalnızca sanırım.

Şimdi hızla yılları ileri saralım. 
Yıl 2011.
Gece saat bilmem kaç ve ben odamdayım. Teknoloji ise başını almış gidiyor, günümüze kadar gelebileceği en üst noktada. Işık mı? Kullanıldıkça sıradanlaşan ve de bu yeni icat edilen robotların gölgesinde kalmış yıllar öncesinden başlayıp hala binbir insanın hayatını kolaylaştırmakta olan o yegane icat... 
İlla da "Arap yağı bol bulunca kıçına bile sürermiş" modunda bu şeyi her zaman da kullanmak gerekir mi diye düşünürüm her zaman... ve de işte şu an  "sıradışı" olarak adlandırılabilen bir alışkanlığa sahipliğimin nedenidir bu.

Mum ışığını keşfettim de yıllar önce.

Dünyanın renklerinin köşelerine çekilmiş olduğu bu saatlerde, farklı dünyalarıma daha da güzel bir yolculukta bulunabileyim diye mum ışığı eşliğinde devam ediyorum okumalarıma.
Her gece.
Yere oturmuş, yanımda da bir kahve.

Başka çağlarda yaşamak istediğimi belirtirdim her zaman. Elimde de bu tarz fırsatlar varken...

Ha bir de; zaman dursun isterim böyle anlarda, bin bir keşke eşliğinde.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder