27.9.11

yaşıyor musun?

bir iki üç dört beş altı ...yetmiş ...doksan ... yüzyirmibeş ... ikiyüzotuzüç ... binonbir ... altıbindokdandokuz ... yüzbin ... dokuzyüzdoksansekizbin ... 

Sayısız beden. Sayısız ruh. Sayısız düşünce, yargı, ideal, görüş, istek, arzu. Sayısız varlık.
Aklımızda ise yalnızca tek bir kişi. 
Tek bir beden ve ona duyulan arzu. Ona duyulan istek. Tek bir varlık ve hakkında düşündüklerimizin sonsuzluğu. Tabiki de çevremizdeki milyonlarca insanları görüyoruz; ama farkında mıyız? Kendimize o izni sunuyor muyuz? Milyonlarca insan... Nasıl tek bir kişiye indirgiyoruz tüm bu hissedilebilenleri? Aralarından nasıl tek birtanesini seçebiliyoruz? Bir kişi, bir beden, bir istek. Yaşamak için yalnızca bir tane sebep. Ölmek için yalnızca bir tane sebep. 

bir iki üç dört beş altı ...

Sayısız günlerin geçimi. Farkındasızlık. Ardı ardına çalınan şarkılar. Farkındasızlık. Ardı ardına gelen, içinde mutlu olduğun hayaller, kurgular. İçinde bulunduğuna ait olamama hissi çünkü... Ardı ardına gelen sebepsiz maskeler. Farkındasızlık.

Gereksiz içe kapanmalar. Kitaplara sarmalar. Filmlerle yaşamalar. Uyuyamamalar. Birisi için yaşamaktan ziyade, ölmeler.
-Yaşıyor musun?
-Nasıl yaşanır bilmiyorum bu aralar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder