19.11.11

blogumda sırf benim yazılarımı yayınlasaydım ayıp olurdu:

AŞK SAÇMALIĞI:

Ben bir salaklık yaptım....
Aşık oldum.
İnsanlar, doğar, büyür, ölür...
Yalan...
İnsanlar, doğar,aşık olur......  o noktadan sonra geriye kalan her şey de teferruattan ibarettir zaten...

Plato'nun mağara alegorisi misali, bir kez aşık olup da o mağaranın dışına çıktığınızda inanın ki hayatınızda hiç bir şey bir daha aynı olmuyor. Her ne kadar geriye dönüp insanlara yaşadıkları hayatın ruhsuz bir yansımadan ibaret olduğunu haykıranız da inandıramıyorsunuz karşınızdakini ya da cahil mutluluğu battaniyelerine sıkıca sarınıp mağaranın çıkışını görmezden gelmeye devam ediyorlar. İyi de yapıyorlar bir bakıma. Çünkü farkındalık beraberinde mutsuzluğu getiriyor maalesef.

Peki bu adına ''aşk'' denilen gönüllü kendini bilmezlik hali hiç mi keyif vermez insana? Aksine, dramaya bağımlı yaşayan, hayatlarında her şey iyi gittiği halde hiç yoktan saçma sapan televizyon dizilerine ağlayan Türk milletine mensup bir insan olarak ben, O'nun bana söylediği tek bir söz üzerine günlerce kafayı takıp, bin türlü ihtimal üzerinden kendimi kahredecek bin türlü olasılıksızlık üretmeyi seviyorum mesela. Ya da bilinç altıma, o uyduruk reklamlarda pek sık bahsedilen ''inatçı lekeler'' gibi yerleşmiş olmasından ötürü rüyalarımda görüp, uyanınca onu gerçekliğin içinde kaybedişimin buruk bir güzelliği var. Yanında, daha doğrusu yakınında olan insanlar üzerine kurduğum anlamsız varsayımlar yüzünden kıskançlık krizlerine girip paranoya denizlerinde nefessiz kalana dek çırpınmak bile çekilir oluyor konu ona gelince. Aşk hastalıklı olduğu derecede güzel, mazoşist bir zevk, tutku...

Aşk benim için Apollo'nun tacını meşum bir aidiyet duygusu ile Dionysus'a devredişi . Aklın, kaosun önünde diz çöküşü bir bakıma. Bu sebeptendir ki diyonizyak bir sevgili olan aşk, kontrol edilebilir olduğu noktada aşk olmaktan çıkar. Öyle yok efendim benim aşık olacağım insan uzun boylu olacak yok iki gözünün arası üç santimden fazla olmayacak gibi bir seçme şansı tanınmıyor bizlere. Dolayısıyla ''Neden o'' sorusuna verilen cevaplar, sıralanan sebepler hep çok samimiyetsiz gelir bana. Ona aşığım çünkü bacakları çok uzun, gözleri çok güzel vesaire vesaire... Aşk değil bu fiziksel çekim, şehvet. Evet her aşkta şehvet vardır ama her şehvet duyduğunuz insana aşık olmansın. Farkı iyi bilmek gerek. Bazen öylesine saçma öylesine çocuksu ayrıntılar olur ki beni ona sürükleyen.... Küstahçasına uzun kirpikleri, bir dokunuşu ,mimiği, yavru bir kediden korkuşu, saçlarımla oynayışı, belki bir kelimeyi tonlanışı, o gün mavi giymesi ya da saçını okşayan güneş ışığı, ona dokunan her şey, onun dokunduğu her şey, aldığı her bir nefes ayrı bir tutku ayrı bir takıntı, ayrı bir aşık olma sebebi.


Ha bir de...Karma is a bitch....

Ceyda TAŞDEMİROĞLU

3 yorum:

  1. karma is a bitch!

    YanıtlaSil
  2. bir arkadaşım vardı, çok sevmiştim;
    ona çok benziyorsunuz

    YanıtlaSil