28.2.12

mutsuzluğu mutluluğa döndüren etken onu en yakın arkadaşınızla paylaşıyor olmanızdır bazen

sıfatını yediğimin Ceyda'mın sözleriyle:

Ne bir kilo pamuk, ne de bir kilo demir. Hangisi daha ağır diye sorsanız, ben "İnsanın söyleyemedikleri." diye cevap verirdim; çünkü o 'söylenemeyenler' yer çekiminden bile daha büyük bi kararlılıkla dibe çeker insanı. Söylenmemiş her bir söz boğazınıza düğümlenir, yutkunamaz olur bir süre sonra insan. Anlatmak isteyip de anlatamadıklarınız bazen öyle birikir ki içinizde, bir çığlık denizi olup taşıverecek gibi hissedersiniz benliğinizden dışarı. Veda etmek ne kadar zorsa, edememek de bir o kadar yakar insanın canını ve tüm bu söylenememişliklerin içinde en çok içimize dokunan belki de bu veda cümleleridir. Anahtarı olmayan bir kapının eşiğinden o son adımı atmak gibidir çünkü dile dökülmemeiş vedalar. Bir kez o kapıdan geçtiniz mi, bir daha isteseniz de geri dönemeyeceğinizi bilirsiniz. Oysa çoğunlukla o eşiğinden geçmeye ölesiye korktuğunuz kapı, rengarek umutlardan çiçekleri olan bahçelere açılır.
Yine de insanın içi el vermez bu kadar severken hoşçakal demeye. Çünkü dilimizden dökülen ''hoşça kal'' olsa bile içtin içe hep ''benimle kal'' demek isteriz, diyemeyiz...

2 yorum:

  1. sanırım okunulası bir blog keşfettim. yazı ayrıca güzel. en çok da blogun teması.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum bu szler için :))

      Sil