24.5.12

Labirentimsi Hava

Karşımda bulundurduğum Ali Teoman'ın Uykuda Çocuk Ölümleri adlı kitabı hakkında ne yazabileceğimi şu boş ekrana baka baka dakikalardır düşünüyorum. Kitabı henüz sabah aldım elime ve bir türlü bırakamadım. Henüz yarısına gelebilmişken, hakkında yazmak ve aktarmak istediğim o kadar çok şey var ki. Nereden başlasam bilemiyorum. Ama en iyisi, kitabı tamamiyle bitirdikten sonra bu düşüncelerimi yazıya dökmek. En son John Fowles'un Büyücü adlı eserini okuyup bitirdikten sonra bu ruh haline bürünmüştüm. Bana şu anki yaşadığım duyguları yaşatan tek kitap da her zaman onun olacağından o kadar çok emindim ki. Yanılmışım.

Ali Teoman ile tanışabildiğim için kendimi fazla şanslı hissediyorum diyebilirim. Göğsümü gere gere.

Bu sırada, kitabı bitirinceye dek Ali Teoman'ın güzel bir sözünü paylaşmakla yetineyim ben de öyleyse:
Ben kendim için yazıyorum demek anlamsız. İnsan kendisi için yazmaz, kendisi için yazsaydı metinler çekmecede dururdu. Yayımlatıyorsa o zaman kendisi için yazmıyordur. Ama yıllar sonra alıp okuduğunuzda, yazdıklarınız, geçmişteki sizden kendinize yazdığınız bir mektuptur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder