22.6.12

bir bardağın neden olduğu duygular

Elinden bir bardak düşüyor yere.
Derin derin nefes alıyorsun. Başın dönüyor. Rahatsız oluyorsun. Tam yere düşecekken tanıdık bir bakış kavrıyor hafızanı. Bir bakış. Önceden ellerine değmiş bir el uzanıyor sana doğru. Yine, yeniden. Rahatsız olmuyorsun. Tanıdık. Kötü bir his kaplıyor içini yine de. Korkmuyorsun. Bir insana hayattan daha da fazla sarılabileceğine inanıyorsun o an. Sarılıyorsun. Bir insanın nasıl sana bu kadar şeyler yaşatabileceğine şaşırıyorsun. Sarsılıyorsun. Nefes alıyorsun. Derin bir nefes. Veriyorsun. Hayat, nefes alıp vermekten ibaret olduğunu algılıyorsun. Değer verdiğin insanların sana karşı ne denli önemli olduklarını düşünüyorsun. Sana uzanan o elleri düşünüyorsun. Bir şeylerin yolunda gitmediğini algıladığın anda uzanan o eller... Ne kadar güzeller. Kafanı kaldırıp karşında duran kişiyle göz göze geliyorsun. Hayatın boyunca bu anı beklemişsin belki. Bir bardağın yarattığı bu ani duyguları sorguluyorsun. Sorgulamıyorsun ya da. Olması gerektiği gibi oluyor her şey işte. Devam ediyor. Daha ne istiyorsun? 

Bir ezgi beliriyor aklında. Tanıdık. Korkmuyorsun. Bunun sana anımsattığı tek bir dakika ile özdeşleşiyorsun. Mırıldanıyorsun. Elleri hala elinde. Kafanı çevirip yerdeki cam kırıklarını görüyorsun. İçindeki can kırıkları olarak serilmişler öylece. Her biri hayallerini temsil ediyor. Her biri düşüncelerini, isteklerini simgeliyor. Kusmuşsun artık. Rahatsın. Utanmıyorsun. Yaptıklarından, yapabileceklerinden utanmıyorsun. Rahatsız olmuyorsun. Korkulacak bir şeyin olmadığını da anlıyorsun. Anlamlaşıyor her şey. Bir bakışın nasıl bu denli her şeyi değiştirebileceğini düşünorsun. O bakışla ayağa kalkabiliyorsun. O bakışla ayakta durabiliyorsun. O bakışla hayatına devam edebiliyosun. İyisiyle kötüsüyle anılarda değil, anlarda yaşamayı yeğliyorsun. Tatmin ediyor bu seni. Bu anki gibi. Şu an gibi.

Ellerini ellerinle birleştirerek sana uzananın neden seni o an anlamadığını düşünüyorsun. "Olmayacak şey, bir insanın bir insanı anlaması" dizeleri geçiyor aklından o an. Sorgulamıyorsun. 
Dışarıdaki hayatn bir yalandan ibaret olduğunu düşlerken, aniden uyanıyorsun. Eller siliniyor. Bakışlar belirginsizleşiyor. Yine de nefes alıyorsun.
Zorundasın.

Büyük bir gürültü kopuyor. Kalbin daha hızlı çarpmaya başlıyor. O zaman farkediyorsun. Sarsılıyorsun.Onca bardak arasından en çok sevdiğin bölünüyor parçalara. Sen, onun yanında yere serilmişsin. Ruhu var. Sevildiğini hissediyor.

Korkmuyorsun. Korkamıyorsun. Üzülemiyorsun.
O bakışlar her zaman seni ısıtacak güçte olduğu sürece, korkmuyorsun. Korkamıyorsun.

O bakış.
O el.
O ses.
O görüntü.

Konuşmak istediğin yalnızca tek bir kişi var.

Yeter.
Artar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder