24.1.13

nefes sayımı

Öykülerimiz dudaklarımızda yazılı. Benim öyküm ise, hafızalardan çoktan silinmiş, nefesimi saymaya başlayıp sonlandıramadığım bir haziran ayında kaldı. 

Böyle başladım, seninle başladım yaşamaya. Ölümümü geçiktiren insan hatrına.
O günden bu yana, kaç hayat geçti aramızdan, kaç yazı. Kaç defter anlattı seni bana. Kaç rüya yaşadık beraber, bitmek bilmeyen kaç kitap sayfası doldurduk, kaç filmde sendin ana karakter.

Zordur bir anıda yaşamak böyle. Hatıralar eşliğinde sayısız nefes hediye etmek birine. Zordur geçmişte kalmak öylece. Geçip giden tüm gülüşlerde, unutulup gidişlerde...
Zordur, var olmak bir eşikte.
Bir varmış bir yokmuşcasına gelip geçen gülümsemeler eşliğinde, zordur bir anıda yaşam vermek.

Manzara her zaman karşımızda, orada, biri seyre dalmasa da. Yazılarım her daim satırlarımda, sen hiçbir zaman okumasan da.
Oysa iki kişiliktir bazı satırlar. İki kişiyi birleştirmeli bazı yazılar, iki kişi barındırmalılar. Ben vardım çoktan, sen başalayabildin mi yolculuğuna?

Duruyorum, bekliyorum öylece burada. Devam ediyorum sana verdiğim nefesleri saymaya. Umarsızca geçiyor zaman işte, devam ediyor her şey.
Bitiyor yaz, barındırdığı hafızaları yok sayarak bitiyor yaz; ardında geçmek bilmeyen güneş yanıkları bırakarak içinden geçenlere.

Şimdi yalnızca mevsimler aynı; kış aynı, yaz aynı, biz başkayken.
Geçip gitti yaşam, silindi tüm önemsiz şeyler. Ben eşikteyken, nefes saymaya devam ederken, bir varmış bir yokmuşcasına geçip gitti yanımdan sana benzeyenler.

Zordur eşikte yaşamak.
Anlamlandıramamak.

...


"Sen, sevdiğim, nefret ettiğim, her an ayrıldığım, her an birleştiğim, en yumuşak ve en acımasız, en yakın ve en uzak, sonsuzcasına kaçtığım ve dönmeye zorunlu olduğum sen."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder